İlk Kurşun Olayı

İlk Kurşun Olayı

08.07.2013 9725

MİLLİ MÜCADELEDE İLK KURŞUN

               1. Dünya Savaşı´nın sona ermesi ve Mondros Ateşkes Antlaşması´nın imzalanmasının  ardından, yöreden göç ettirilen Ermenilerin,  Fransızların desteğinde  geri döneceği ve yöreyi işgal edeceği söylentileri yayılmıştı.

                   Nihayet  11 Aralık 1918´de Dörtyol´u işgal eden Fransızlar,  bu işgalde  dört yüz Ermeni'den oluşan bir Fransız taburundan faydalanmışlardır. Bu işgal birliklerine  bağlı askerler, Türklere ait on iki evi basarak eşya ve paralarını gasp etmiş, bir  kadını boğazından yaralamış ve Osmanlı jandarmasını kasabadan çıkarmışlardı.

                   İşte Ermeni şiddet hareketlerinin daha önceleri Türkler arasında yol açtığı hoşnutsuzluk, Ermenilerin Fransızlar desteğinde  bölgeyi işgal edeceği söylentilerinin  yayılması ve gerçekten de, Fransızların işgal sırasında  Fransız askeri üniforması giydirdikleri  Ermenilere, işgal  kuvvetleri arasında yer vermeleri  ve bunların  işgalle birlikte hareket,  gasp,  yaralama olaylarına girişmeleri, Türklerin, Ermenilerle birlikte Dörtyol, Adana ve havalisini işgal eden Fransızlara da sert tepkiler göstermesine yol açmıştır. Fransızlar,  işgalden  sonra, daha  önce Suriye ve Lübnan´a  göç ettirilen Ermenileri, Dörtyol´a ve  yörenin diğer şehirlerine  naklederek  yerleştirdiler. Az  zamanda  Dörtyol´a yerleştirilen Ermenilerin  sayısı on  iki  bin  kişiye ulaştı.

                   Kısa zaman sonra, Dörtyol  ve  yakınlarına yerleştirilmiş  olan sivil  Ermeniler de, Fransız işgal kuvvetlerinden  cesaret ve  destek alarak,  Dörtyol civarındaki  köylere baskınlar düzenlemeye başladılar. Bunların  yaptığı zulümlerden  ve işkencelerden bıkan ve endişe içinde sıranın kendilerine geleceği  günü bekleyen Dörtyol´a bağlı  Özerli Köyü  halkından  Hacı Hüseyin Oğulları´ndan  Emin Hoca başkanlığında üç kişilik bir heyet de, bölgenin İngiliz Komutanlığına müracaat etti.  Heyet, köylerinin ve çevrenin, Fransızlar ve  özellikle Ermeni  zulmünden  korunmasını istedi. Bunun üzerine, İngiliz Komutanlığı, Hintli Müslümanlardan oluşan bir müfrezeyi  Dörtyol´a gönderdi. Bu müfreze,  asayiş ve  sükuneti geçici bir zaman  için sağlamayı başardı. Fakat,  bir süre sonra, Fransızlar ve  Ermeniler, Özerli Köyü´ne  saldırdılar ve halka hakaret ettiler. Bu  kötü tutum ve hakaretlerine  tahammül  edemeyerek  karşı  koyan Özerli  Köyü  İhtiyar Heyeti´den  Muhtar Şeyhmuzzade  (Şeyh Musazade),   Mehmet Ağa  ile üye Abdülkadir Ağazade Yusuf Ağa´yı  elleri bağlı olarak, Fransız  işgal  komutanının  kapısı önünde süngü ile şehit ettiler. Ayrıca Ermeniler, Türklere ait  hayvanlara el  koyarak, zorla götürmek istediler. Buna katlanamayan Ömer Hoca Oğlu Mehmet Çavuş  (Mehmet KARA), kavga yapar, Karakese Köyü´ne kaçar. Ermenilerin  bu olayı Fransızlara bildirmesi üzerine, sayıca daha fazla  bir müfreze  ile Karakese Köyü´ne  taarruza geçen Fransız ve Ermenilere karşı köylüler taştan kurdukları barikatla yolu kapatarak ve silahla  ateş açarak karşı koydular. ´´İlk Kurşun´u´´ sıkan ve ´´Ateş´´ emrini veren Ömer Hocaoğlu Mehmet Çavuş´tur. Beklemedikleri bu mukavemet karşısında şaşkına dönen  Fransızlar, Dörtyol´daki karargahlarına çekilmek zorunda kaldılar  (19 Aralık 1918).

                  Yakın zamana kadar Milli Mücadele´de  ´´İlk Kurşun´un ´´ İzmir´in işgali sırasında Hasan Tahsin (Asıl adı Osman Nevres)´in Yunanlılara attığı kurşun,Milli Mücadele´nin İlk Kurşunu olarak biliniyordu. Son yıllarda yapılan araştırmalarda,  Milli Mücadele´de düşmana karşı  sıkılan ´´İlk Kurşun´un,(İzmir´in 15 Mayıs 1919´daki Yunanlılara sıktığı ilk kurşundan 5 ay önce) Dörtyol´da 19 Aralık 1918´de Mehmet Çavuş (Mehmet KARA) tarafından atıldığı ortaya çıkmıştır.

                    Bu çarpışmaların ardından Dörtyol´a dönen Fransız askerleri, Jandarma Komutanı Teğmen Hasan´ı  sebepsiz olarak ağır şekilde yaraladılar.

                    Dörtyol civarındaki Çaylı Köyü´nde Mehmet (Osmanoğlu lakaplı) oğlu Mustafa da  Kurtkulağı Köyü´nde şehit edildi. Bu ve buna benzer  haksız  davranışların  devamı, Türk halkını direnişe sevketti.                       Yöre halkı canını ve namusunu kurtarmak için her türlü imkanını kullanarak silah satın almaya başladı.Kara Hasan da Fransızlardan  kardeşinin intikamını almak için Kuzuculu Köyü´nde bir teşkilat kurarak direnişe geçti. Mal  ve hayvanlarını satarak  silahlanan  yöre  insanları da Kara Hasan´a katıldılar. Böylece, zamanla sayısı 300-400´e  varan bir  milli teşkilat ortaya çıktı.1919 yılı başlarında harekete geçen  Kara Hasan Paşa ve çetesi de, Türkiye´de  işgal güçlerine karşı milli direnişi ilk başlatan teşkilat olmuştur.

                   Kara Hasan´a halk ´´PAŞA´´ unvanını verir. Çetesi de ´´Kara Hasan Paşa Çetesi´´ olur. Kara Hasan Paşa artık Fransız ve Ermenilerin korkulu rüyası olmuştur. Kara Hasan Paşa,

halkın dilinde bir milli kahramandır artık. Çetesi ile Gâvur Dağları, Antakya, Adana, Maraş, Antep, Osmaniye, Ceyhan dolaylarında  Fransızlara baskınlar yapıyordu. Türklerin can, mal ve namuslarını korumaya çalışıyordu. Kara Hasan Paşa, Türkiye´nin en büyük Kuvay-i Milliye Teşkilatını kurarak Fransız ve Ermenilerle mücadele ederek 9 Ocak 1922´de düşmanların bu vatan topraklarından kovulmasını sağlamıştır.